Tanrı ile Karşılaşma

2013-04-10 00:20:00

  Küçük bir oğlan çocuğu Tanrı ile karşılaşmak istiyordu. Tanrının çok uzaklarda yaşadığını ve önünde uzun bir yolun olduğunu biliyordu. Böylelikle sırt çantasını çörek ve meyve suyu kutularıyla doldurup yola koyuldu. Evinden üç apartman ileride yaşlı bir adama rastladı. Yaşlı adam parkta oturmuş güvercinlere yem veriyordu.  Çocuk adamın yanına oturup sırt çantasını açtı. Tam meyve suyundan bir yudum içecekti ki adamın acıkmış olabileceğini fark etti. Çantasından bir çörek alıp adama verdi. Adam hoşnut bir şekilde çöreği kabul etti ve çocuğa gülümsedi. Adamın gülümsemesi o kadar muhteşemdi ki çocuk bunu tekrar görmek istedi. Adama meyve suyu uzattı. Adam çocuğa tekrar gülümseyerek karşılık verdi. Çocuk mest olmuştu! Bütün gün öylece oturup çörek yediler, gülümsediler; tek bir sözcük bile konuşmadılar. Hava kararmaya başlayınca, çocuk ne kadar yorgun olduğunu fark etti. Ayağa kalkıp bir iki adım yürümüştü ki geri döndü, adama doğru koşup ona sımsıkı sarıldı. Adamsa çocuğa yaşamındaki en güzel gülümsemeyle karşılık verdi.  Kısa bir süre sonra çocuk evine varıp kapıyı açtı. Çocuğun yüzündeki mutluluğu gören annesi çok şaşırdı. "Seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün?" diye sordu annesi.  "Tanrı ile yemek yedim,"diye yanıt verdi çocuk. Annesi daha bir yanıt veremeden devam etti çocuk. "Biliyor musun? Tanrı, gördüğüm en güzel gülümsemeye sahip!" Öte yandan, yine çocuk gibi mutluluktan ışıl ışıl olan yaşlı adam evine döner. Adamın oğlu babasının yüzündeki huzuru... Devamı

Neden ?

2013-04-08 03:32:00

  asıl açıklanması gereken, neden aç insanların çaldığı yada sömürülen adamın grev yaptığı değil, neden aç insanların çoğunun çalmadığı ve sömürülenlerin çoğunun greve gitmediğidir. (Wilhelm Reich)   Devamı

İngiliz İbneliği !

2013-04-08 03:05:00

BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...) Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydi Beşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydi Besir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı'idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tümen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.  12Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır  hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi... Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve  kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanı  kesilmişlerdi. Savaş bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle  ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizler'in işine gelmiyordu.  Çünkü, olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına  çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.  Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü  zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin çok üzerinde  krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol  maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak İngiliz askerleri dipçik darbeleri  ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. &Cc... Devamı